
Sokak sanatı diğer sanat türlerine göre yeni olsa da, İngiltere ve Amerika’da kaldırım sanatçıları, İtalya’da Madonnaro ve Almanya’da Strassenmaler gibi artık ünü dünyaya yayılmış temsilcilere sahip. Ancak sokak sanatını klasik sanat teknikleri ve ilkeleriyle henüz 1980’li yıllarda birleştirmeye başlayan Kurt Wenner, pastel boyalarla yaptığı üç boyutlu eserleriyle birçok açıdan bu sanatın öncüsüdür.
Wenner, 1982 yılında NASA’daki görsel tasarım işinden ayrılarak, klasik sanat tutkusunu giderebileceği en büyük mabet olan Roma’ya taşınır. Klasik eserler üzerinde çalışmaya başlar ve çok geçmeden anamorfik veya yanılsamalı sokak resmi olarak bilinen kendi özel tarzını yaratır. Avrupalı usta ressamların geometri ve görsel ilüzyon tekniklerini kullanarak resimlerine yerden yükseliyormuş veya aşağıya iniyormuş havası verir.
Wenner’ın eserlerini içeren ve 1991 yılında New York Film Festivali’nden ödül alan Tebeşirden Başyapıtlar belgeseli sayesinde üç boyutlu sokak resimlerinin bir sanat türü olarak görülmeye başlandığını söyleyebiliriz. Günümüzde ise Edgar Muller, Julian Beever ve Manfred Stader, dünyanın çeşitli yerlerinde üç boyutlu sokak resimleri yapan sanatçılar arasından en çok öne çıkanlardır.
Cehennem
Mitoloji, alegori, edebiyat ve tiyatrodan öğeler ödünç aldığım için, benim resimlerim birçok sanat geleneğinin keşfi için birer davetiyedir. Resimleri görenler oradaki hikayenin kaynağını çıkaramasalar da orada bir hikaye olduğunu hissederler ve bu da meraklarını uyandırır.
Babil
Resmi, heykel ve mimariyle birleştirirken, mevcut biçimlerin, tekniklerin ve malzemelerin sınırlarını zorlayarak ve bunları birbirleriyle yeni ilişkiler kurmaya zorlayarak, çoğu zaman bu üç sanat türünün arasındaki sınırları görünmez kılabiliyorum.
Beowulf
Dev
Getto
Ofis Stresi
New York’tan çıkan Londra metrosu









